Gevher Nesibe Şifaiyyesi
Gevher Nesibe Şifaiyyesi ne zaman yapıldı, nerede bulunuyor, yeni adı nedir, nasıl gidilir, neler yapılır, neler var? Gevher Nesibe Şifaiyyesi, tarih için ne kadar önemli, kim yaptırdı? İşte Gevher Nesibe Şifaiyyesi...
Kayserim.net · kayserim.net
· Güncellendi:
Gevher Nesibe Darüşşifası, Selçuklu dönemine ait bir sağlık kurumu medresedir. Türkiye’de, Kayseri’nin merkezi Yenice mahallesi’nde bulunan ve günümüzde Tıp tarihi müzesi olarak kullanılan, Gevher Nesibe Darüşşifası, Dünyanın ilk tıp fakültesi olarak kabul edilmektedir. Ayrıca Gevher Nesibe Hatun Tıp Sitesi denilen bu kuruluş, dünyanın ilk ciddi tıp kuruluşu olarak da kabul edilmektedir.
2800m2 alan üzerine kurulu Gevher Nesibe Şifahanesi 19.yy. yani 1890’lara kadar asıl görevinde kullanılıyor. Sonradan müzeye çevrilmiş müze olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Birbirine bitişik olmasından kaynaklı halk tarafından “Çifte Medrese” olarak da bilinen şifahane, Selçuklu hükümdarı II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe Sultan’ın ölmeden önceki vasiyeti üzerine, kardeşi Selçuklu hükümdarı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına yaptırılmıştır.
Sade mimarisi ile ilgi çeken şifahane, günümüze kadar ulaşan en önemli yapılardan bir tanesidir.
Burası söylenen rivayetlere göre, Gevher Nesibe Sultan, bir başsipahisine aşık olur. Bunun üzerine, evlenmek ister fakat hükümdar abisi buna izin vermez ve başsipahiyi savaşa göndertir. Bir süre sonra aşık olduğu başsipahi savaşta şehit düşer. Buna çok fazla üzülen sultan, üzüntüsünden vereme yakalanır. Doktorların tüm çabalarına rağmen şifa bulamayan Gevher Nesibe Sultan ölmek üzeredir. Bu sırada kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev Sultandan özür dileyerek son isteğinin ne olduğunu sorar.
Gevher Nesibe de kendisi gibi çaresiz, hastalığına çare bulunamayan hastalar için şifası olan hastalıklara yakalanmış insanların daha fazla acı çekmemesi ve şifa bulması için insanların ücretsiz tedavi olabileceği bir şifahane yaptırmasını ister. Ayrıca tedavi edebilecek hekimlerin yetişeceği bir medresenin de yapılmasını arzuladığını ve Babası II. Kılıçarslan’dan kalan bütün mal varlığını buraya bağışladığını söyler. Sonunda Sultan tüm çabalara rağmen kurtarılamaz ve hayata gözlerini yumar. Bunun üzerine hükümdar I. Gıyaseddin Keyhüsrev vasiyeti yerine getirmek için bütün servetini buraya harcar. Kendi adıyla medreseyi ve kardeşinin adı ile anılan darüşşifayı 2 yıl içinde yaptırır. Gevher Nesibe Sultan yine vasiyeti üzerine medresenin yan kısmındaki türbeye gömülmüştür. 1205-1206 tarihleri arasında yapıldığı bilinmektedir.
Şifahane 1204-1206 yıllarında önce şifahane inşa ediliyor medrese kısmı ise 1206-1210 yıllarında yapılmıştır.
O yıllara ait toplanan kaynak ve verilere göre günlük öğretmenlere 20, talebelere ise 8’ akçe verilmesi, bu verilere göre o dönemde bilime ve tıp bilgisi öğrenimine değer verildiği anlaşılmaktadır.
Dönemin önemli birçok bilim insanlarına ev sahipliği yapmış birçok hastalığın tedavisine de öncü olmuştur.
Ayrıca akıl sağlığını kaybetmiş insanlar içinde müzikle tedavi gibi bir yöntemle hastalar tedavi edilmektedir.
Şifahane içinde neler yer alıyor, acil kısmı, hasta odaları eczane ilaç yapımı odaları bulunmaktadır.
Ayrıca şifahane içerisinde bimarhane kısmı bulunuyor burasıda o dönemdeki akıl hastalarının tedavi edildiği kısımdır. Akıl hastaları burada 11.yy. dan 13.yy a kadar su ve müzik sesiyle tedavi edilmiştir. Buraya geldiğinizde gezebileceğiniz bölümler medrese, şifahane, türbe, bimarhane ve bu bölümde bulunan hamam bölümü yer alıyor.
Bu 5 bölümü müzeye gittiğinizde gezebilirsiniz.
En önemli ayrıntılardan biriside Avrupa’da, akıl hastalarının içlerine şeytan girdiği söylenerek, ateşlere atılıp, beyinleri delinirken burada bimarhanede su ve müzik sesiyle tedavi edilmekteydi. Hastaların kişisel bakımları yapılan bimarhanenin hamam kısmını da gezip görebilirsiniz.
O dönemde hizmetler tamamen ücretsizdi insanların zengin fakir farklı sınıflardan olması veya Müslüman olup olmaması önem taşımamaktaydı. Yani dil, din ırk gözetmeksizin ücretsiz tedavi sağlanmaktaydı. Türkiye’nin ilk ve tek Selçuklu müzesi olma özelliğini e korumaktadır.
Burada ünlü Türk hekimlerinden Ali Şinasi, Ali Bin Ebu Tahir Ebubekir, Seyit Samet, Ebu Salim Ibni Kübra, Yakubi, Sucauddin, Gazanferi, Gevher Nesibe Medresesinde yetişip bilgi edinmişler ve daha sonra hocalık yapmış bilgilerini gelecek nesillere aktarmışlardır.
Göz hastalıklarından katarak tedavisi yapılmış, ameliyalar gerçekleşmiştir narkoz etkisi içinde şarap, afyon, ademotu gibi birkaç çeşit bitki daha katılarak yapılan yapılan karışım verilmekteydi.
Ayrıca eczane bölümü için ilaç yapımında kullanılan bitkileri de medresenin terasına sera yapılarak bitkiler yetişirken bir yandan da izolasyona katkı sağlamışlardır.
Bu haber kayserim.net’ten
Kaynak: Kayserim.net · Güncelleme: 21 Kasım 2024 Perşembe 11:27





