İçeriğe geç
Uygulama

GÜNCELDeveli

Fransa’dan Develiye gelip atıl durumdaki ahırı sanat atölyesine çevirdi

İstanbul'da doğup büyüyen ve uzun yıllar İsmail Acar’ın yanında çalışan sanatçı Murat Aytaş; İstanbul'dan Fransa'ya, Fransa'dan da ata toprağı olan Kayseri'nin Develi ilçesine gelerek yerleşti. Buradaki Rumlardan kalma, 1905 yapımı taş binayı ve binanın altında bulunan atıl durumdaki ahırı sanat galerisine, alt katındaki samanlığı ise çalışma atölyesine çevirdi.

Kayserim.net · kayserim.net

· Güncellendi:

3 dk okuma

Sanatçı, burada Aşık Seyrani'nin şiirlerini tuvale taşırken, bir yandan da yerel halka ve öğrencilere yönelik ücretsiz sanat eğitimleri vermeyi hedefliyor.

Yaklaşık 27 yıldır resim işi ile uğraştığını belirten Sanatçı Murat Aytaş, “25 yıl ressam İsmail Acar'ın asistanlığını yaptım. Sonra kendi memleketimiz olan Develi'ye yerleştik. Burada kaliteli bir yaşam için sanat yapmaya çalışıyoruz. Burada hem insanlara faydalı olmaya çalışıyor hem de sanat üretiyoruz. Bu binayı 2015 yılında aldım. Burası 1905 yapımı bir Rum binasıdır. Aslında şu an atölyemizin bulunduğu yer bir ahırdı, aşağısı da samanlıktı. Tabii ben burayı orijinal dokusuna uygun bir şekilde restore ettikten sonra kendime atölye yaptım. Aynı zamanda bu evde yaşıyoruz. Güzel bir bahçemiz, güzel odalarımız; yüksek tavanlı, geniş ve ferah bir evimiz var . Ben burada yaşamayı gerçekten seviyorum. Burada sakin ve kaliteli bir hayat var; herkese de böyle sakin, kaliteli bir yaşamı tavsiye ediyorum. Güzel Develi'mizden ve güzel Kayseri'mizden çok memnunum. Tabii uzun yıllar İstanbul'da atölyemiz oldu; Fransa’nın Bordeaux kentinde yaşadık ve orada çalışmalar yaptık. Sonunda işte buraya geldik ve burada artık küçük bir aile kurduk, aile olduk. Burada toplumla birlikte yaşamaya devam ediyoruz. Develi'ye beni bağlayan şey, aslında buranın benim vatanım, yani ata toprağım olmasıdır; burası babamın, anamın doğup büyüdüğü bir memleket. Ben İstanbul'da doğup büyüdüğüm için buradaki o sakinlik, dinginlik ve temiz oksijen benim için çok değerli. Musluğu çevirip çeşmeden suyu bardakla içmek bile aslında bir konfordur; bunu İstanbul'da yapamazsınız. Ya da ben mesela İstanbul'da akşama kadar ancak üç işimi halledebiliyorsam, burada on işimi birden halledebiliyorum. Çünkü trafik derdi yok, kalabalık yok vesaire. Temiz oksijen var. Yani burada, insanların hayatına kalite ve konfor katacak sayabileceğim daha o kadar çok şey var. Tabii biz bunu keşfettik çünkü İstanbul'daki o karmaşayı ve stresi yaşadık. Burada ise o ferahlığı ve rahatlığı aslında görebiliyoruz. Ben bu binayı çok sevmiştim. Burası 1905 yapımı bir Rum binası ve taş bina olduğu için çok tarz, yüksek tavanlı bir bina. Benim hayalim de hep böyle bir binayı satın alıp restore etmekti. Allah nasip etti; burayı aldık, yaptık ve restore ettik. Tabii burada benim yapmam gereken iş, aslında bildiğim bir işti. Ben hani yıllarca sanat yaptım, bu işin içindeydim. 'Ne yapabilirim?' dedim ve burayı ancak kendi bildiğim iş için kullanmak istedim; işte burada sanat yapıyorum. Burada Aşık Seyrani ile tanıştık, onu şiirleriyle tanıdık. Daha çok o alanda; kültür ve sanat anlamında bir şeyler yapmaya çalışıyorum ve o şekilde devam ediyoruz. Aşık Seyrani'nin şiirini ilk duyduğum zaman, onun o çok derin sözlerini aslında enteresan ve ilginç buldum. 'Ben bunu neden resimle daha farklı ya da daha evrensel bir anlamda anlatmayayım?' dedim. Bu şekilde yola çıktık. Şiirlerin üzerine resimler yaparak, Seyrani Baba kadar olmasa da onun şiirlerini biraz yorumlayarak resmetmeye çalıştım” diye konuştu.

EZAN SESİNE HASRET KALIYORDUK

Fransa’da ezan sesine bile hasret kaldıklarını aktaran Sanatçı Murat Aytaş, “Fransa'da çalışırken ve orada yaşarken aslında birçok duygudan mahrum kalıyorsunuz; vatan özlemi ve vatan hasreti gibi. Tabii biz de samimi, bilinçli bir dindar olarak ezan sesine hasret kalıyorduk. Ne kadar ibadet edebilseniz de orada bir ezan sesi duymak insanda inanılmaz bir hasretlik uyandırıyor. Benim çok özlediğim ve hasret gittiğim şey, tabii ki ezan sesiydi. İstanbul'da, özellikle mesela Ayasofya'da veya Sultanahmet'te sabah makamında okunan o sabah ezanının sesi harikadır. İnsanı inanılmaz derecede yükseltir, yüksek bir makama götürür ve iç huzuru sağlar. Develi halkının kültüre ve sanata ilgisi maalesef biraz düşük seviyede. Tabii biraz da bizim buradaki amacımız, o insanların ilgisini çekmek. Ben mesela buradaki üniversitelerle, ilkokul çocuklarıyla böyle etkinlikler, workshoplar ve festivaller yaptım. Aslında bunlara devam etmek de istiyorum. Ücretsiz bir şekilde buradaki öğrencilere ya da resim ve sanatsever insanlara bu bildiğim şeyleri aktarmayı çok arzuluyorum. Aslında ben sadece resim alanında değil; serigrafi, gravür veya bilgisayarda tasarım gibi birçok alanda kendimi yetiştirdim, bilgim var. Bunlarla ilgili öğrenciler yetiştirmek ve insanlara faydalı olmak istiyorum. Tabii insanların da bunu benden talep etmesi lazım. Dolayısıyla durum böyle; Develi için birtakım şeyler yapmayı çok arzuluyorum ve buna çok gönüllüyüm” şeklinde konuştu.

WhatsApp X Facebook

Bu haber kayserim.net’ten

Kaynak: Kayserim.net · Güncelleme: 17 Mayıs 2026 Pazar 18:20

Haberin kaynağı: kayserim.net’te aç

Son haberler

Güncel
CanlıRadyo Radar 91.8
Uygulamada aç